MASAL KAHRAMANI

« Önceki | Sonraki »

26/10/2009

Mor Menekşe

10 yıllık alışkanlık yine öldürülemedi... Fenerbahçe her zamanki gibi Galatasaray karşısında beklenen galibiyetini kazandı. Bu sefer maçtan önce rakibine oranla daha ciddi hazırlanan, daha sıkı çalışan sarı-lacivertliler, bir yerde takımlar arasındaki kadro bakımından kalite farkını da ortaya koyuyordu. Şüphesiz sarı-kırmızılılar, daha şaşalı bir zengin oyuncu topluluğuna sahipti. Kanarya bu açığı kapatmak üzere sert idmanlar yaptı. Her türlü maç öncesi taktiği denedi. Lugano-Emre'nin sakat olduğu duyuruldu. Taraftar baskısı da zirvedeydi.

KASIMPAŞA DERBİSİ!
Cim Bom'un, Şükrü Saracoğlu Stadı'nda kazanamaması sadece psikolojik... Yoksa artık G.Saray'ın en kıdemlisi bulunan Sabri'nin hiç F.Bahçe'yi yenememiş olması mümkün görülebilir mi? O yıkıcı tribünler önüne gelince Kaybetme baskısı, 'yine olur mu' tedirginliği, gerginliği tüm yetenekleri sarpa sardırıyor sarı-kırmızılılar adına...

Bir teknik direktör olarak Florya'da bulunsam, futbolculara daha light idmanlar yaptırır ve kalan son günler de maç dışındaki eğlenceleri yaptırırdım. Tiyatro, konser vb.. Futbolcuların birarada icra edecekleri oyunlar oynatırdım. Paintball bunda için isabet olabilir. Özetle demek istediğim, Frank Rijkaard'ın "Çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız" itirafındaki gibi çaresizce değil mevzuu... Tarihi unutturmak, ilk maçmışcasına oynamak püf noktası... Abartırsak mühim olan futbolcuları Kasımpaşa'yla oynuyormuş gibi hazırlamak.

YABANCI RİJKAARD
"Sizde her şeyden biraz var; ama hiçbir şey tam değil. Kritik anlarda herkes kahramanlığa soyunuyor, bu; takım disiplinini bozuyor" tespiti için Rijkaard'ın 10 yıl Türkiye'de yaşaması gerekmiyordu. Bir Avrupa Şampiyonası'nı izlemek yeterdi 3'üncülüğümüzle biten... Dolayısıyla Rijkaard ve Johan Neeskens'in F.Bahçe Derbisi'ndeki hamleleri, çıkardıklar 11 ne kadar da yabancı olduklarını tümüyle ortaya koymaya yetti. Hollanda Milli Takımı gibi, AC Milan'ın 90'ların ilk 5 yılı benzeri misali; çok ofansif takımla Kadıköy'de oynamak baştan harakiri oldu. Türkiye'deki bu 'tek gerçek derbi' için Elano lüks kaçtı. Daha defansif tercih gerekirdi.

Rijkaard'ın intiharını 'esame listesi' ulaştırıldığında hissettim. Maça yarım saat kala...

ARDA HÂLÂ ÇOCUK
Bu güzel maçta benim hatırlayacağım tek anektod, G.Saray'ın çok şık, bence çığır açan 'Mor Forması'na atfen Nilüfer'in "Mor Menekşe" şarkısının çalınması ve "Bir masum mor menekşe ağlıyor mu ne?" nakaratının tüm tribünlerce bir ağızdan söylenmesi oldu. Bunun için Asbaşkan Ali Koç'a teşekkürü borç bilirim!

Zira burada rakibe takılmanın bir medeniyeti var; seviyesi, ölçüsü mevcut... Öteki hâliyle küfürler, fiilî olaylar, sokak serseriliği yaşanmasından makbûldür.

Derbide Arda-Cristian'ın fitilini ateşlediği sonra Bilica-Aydın'a sıçrayan futbolcuların sahadaki 'kaldırım kabadayısı' vaziyetlerini yansıtan kavga, Ali Sami Yen Stadı'ndaki görüntüleri hatırlattı. Zaten "bu hatırlansın, Arda fişlensin" diye yaşandı gibi, ama... Neyse... Her atılan tokata karşılık vermenin büyüklük olduğunu sanan Arda, olgun görüntüsüne rağmen hâlâ çocuk! Farkında değil, Mecidiyeköy'deki kavga da üzerine kaldı.

RIZA ETTİ, RAZI OLDU
Eskişehir'de Beşiktaş'a 3 puan şapkadan çıktı! Maçın hakkı elbette bu değildi. Kaleci Ivesa tıpkı bir 'siyah-beyaz' formalı gibiydi. 11 rakip futbolcunun yapamadığını, tek hareketle yapıp, 3 puanı takımına bırakmadı. Rıza Çalımbay'ın takımı bir puana razıydı. 2 puan daha kaybetti. Bu sezon dökülen Kartal'a karşı 1 puana ismi gibi rıza göstermek, 3 puanı kaybettirdi.

Yedikleri şaka gibi gol sonrası peşinde oldukları beraberlik sonucuna da ulaşabilecek pozisyonlar ürettiler. Ama dedim ya; 'Bu yetercilik, onlara kaybı şart koştu' diye, öyle oldu. Ne yapılsa gol olacak pozisyonlarda; Eskişehirsporlular, yapılmayacak tek şeyi yapıp, kale önünde, boş ağlar yerine topu dağlara vurdu! 1-0 kazanmak Beşiktaş'ın çaresizliği...

Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in son birkaç maçtır kendi takımını tribünden izleyememesi, ama F.Bahçe'ye Avrupa Ligi'ndeki Steaua maçında Bükreş'te destek vermesi çok centilmence yaklaşımken; yılbaşındaki başkanlık seçimine de aynı zamanda ışık tutuyor.

EVİNDE ÜVEY EVLAT
Trabzonspor'un zor rakibi Kayserispor'u hem de kendi taraftarı önünde, yani Hüseyin Avni Aker Stadı'nda 2-1 yenebilmesi garip bir mucize gibi! Takımlar için sahalarında oynadıkları maçlar avantajdır, bu Kuzeyliler adına böyle değil. Bordo-Mavililer kendi evlerinde, üvey evlat gibi... Hugo Broos, beklenenin aksine Carlos Alanzinho'yu 11'den kesti. Ben forma giymesini umarken, 18'de yoktu. Aralarında bilmediğimiz sorun var belli ki...

Broos'un 28. dakika içinde iki oyuncu birden değiştirmesi, kurduğu 11'in yanlışlığını fark edip geri adım atmasıyla alakalı... Aslında sezon başından beri, bazı tercihleri o kadar galiz hata ki, çok puanlar böyle yitti. Neyse ki, bu kez hatasını fark etti ve 0-1'den maçı aldı.

Stoper Rigobert Song'un bu takım için vazgeçilmez olması gerektiğini Broos, geç fark etti. Kayserispor karşılaşmasında kalitesini de ispatladı. Ama yine de müdafaa hattında sorunlar hissedildi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategori: KALE ARKASI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

26/10/2009

Mor Menekşe

10 yıllık alışkanlık yine öldürülemedi... Fenerbahçe her zamanki gibi Galatasaray karşısında beklenen galibiyetini kazandı. Bu sefer maçtan önce rakibine oranla daha ciddi hazırlanan, daha sıkı çalışan sarı-lacivertliler, bir yerde takımlar arasındaki kadro bakımından kalite farkını da ortaya koyuyordu. Şüphesiz sarı-kırmızılılar, daha şaşalı bir zengin oyuncu topluluğuna sahipti. Kanarya bu açığı kapatmak üzere sert idmanlar yaptı. Her türlü maç öncesi taktiği denedi. Lugano-Emre'nin sakat olduğu duyuruldu. Taraftar baskısı da zirvedeydi.

KASIMPAŞA DERBİSİ!
Cim Bom'un, Şükrü Saracoğlu Stadı'nda kazanamaması sadece psikolojik... Yoksa artık G.Saray'ın en kıdemlisi bulunan Sabri'nin hiç F.Bahçe'yi yenememiş olması mümkün görülebilir mi? O yıkıcı tribünler önüne gelince Kaybetme baskısı, 'yine olur mu' tedirginliği, gerginliği tüm yetenekleri sarpa sardırıyor sarı-kırmızılılar adına...

Bir teknik direktör olarak Florya'da bulunsam, futbolculara daha light idmanlar yaptırır ve kalan son günler de maç dışındaki eğlenceleri yaptırırdım. Tiyatro, konser vb.. Futbolcuların birarada icra edecekleri oyunlar oynatırdım. Paintball bunda için isabet olabilir. Özetle demek istediğim, Frank Rijkaard'ın "Çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız. Çok çalışmalıyız" itirafındaki gibi çaresizce değil mevzuu... Tarihi unutturmak, ilk maçmışcasına oynamak püf noktası... Abartırsak mühim olan futbolcuları Kasımpaşa'yla oynuyormuş gibi hazırlamak.

YABANCI RİJKAARD
"Sizde her şeyden biraz var; ama hiçbir şey tam değil. Kritik anlarda herkes kahramanlığa soyunuyor, bu; takım disiplinini bozuyor" tespiti için Rijkaard'ın 10 yıl Türkiye'de yaşaması gerekmiyordu. Bir Avrupa Şampiyonası'nı izlemek yeterdi 3'üncülüğümüzle biten... Dolayısıyla Rijkaard ve Johan Neeskens'in F.Bahçe Derbisi'ndeki hamleleri, çıkardıklar 11 ne kadar da yabancı olduklarını tümüyle ortaya koymaya yetti. Hollanda Milli Takımı gibi, AC Milan'ın 90'ların ilk 5 yılı benzeri misali; çok ofansif takımla Kadıköy'de oynamak baştan harakiri oldu. Türkiye'deki bu 'tek gerçek derbi' için Elano lüks kaçtı. Daha defansif tercih gerekirdi.

Rijkaard'ın intiharını 'esame listesi' ulaştırıldığında hissettim. Maça yarım saat kala...

ARDA HÂLÂ ÇOCUK
Bu güzel maçta benim hatırlayacağım tek anektod, G.Saray'ın çok şık, bence çığır açan 'Mor Forması'na atfen Nilüfer'in "Mor Menekşe" şarkısının çalınması ve "Bir masum mor menekşe ağlıyor mu ne?" nakaratının tüm tribünlerce bir ağızdan söylenmesi oldu. Bunun için Asbaşkan Ali Koç'a teşekkürü borç bilirim!

Zira burada rakibe takılmanın bir medeniyeti var; seviyesi, ölçüsü mevcut... Öteki hâliyle küfürler, fiilî olaylar, sokak serseriliği yaşanmasından makbûldür.

Derbide Arda-Cristian'ın fitilini ateşlediği sonra Bilica-Aydın'a sıçrayan futbolcuların sahadaki 'kaldırım kabadayısı' vaziyetlerini yansıtan kavga, Ali Sami Yen Stadı'ndaki görüntüleri hatırlattı. Zaten "bu hatırlansın, Arda fişlensin" diye yaşandı gibi, ama... Neyse... Her atılan tokata karşılık vermenin büyüklük olduğunu sanan Arda, olgun görüntüsüne rağmen hâlâ çocuk! Farkında değil, Mecidiyeköy'deki kavga da üzerine kaldı.

RIZA ETTİ, RAZI OLDU
Eskişehir'de Beşiktaş'a 3 puan şapkadan çıktı! Maçın hakkı elbette bu değildi. Kaleci Ivesa tıpkı bir 'siyah-beyaz' formalı gibiydi. 11 rakip futbolcunun yapamadığını, tek hareketle yapıp, 3 puanı takımına bırakmadı. Rıza Çalımbay'ın takımı bir puana razıydı. 2 puan daha kaybetti. Bu sezon dökülen Kartal'a karşı 1 puana ismi gibi rıza göstermek, 3 puanı kaybettirdi.

Yedikleri şaka gibi gol sonrası peşinde oldukları beraberlik sonucuna da ulaşabilecek pozisyonlar ürettiler. Ama dedim ya; 'Bu yetercilik, onlara kaybı şart koştu' diye, öyle oldu. Ne yapılsa gol olacak pozisyonlarda; Eskişehirsporlular, yapılmayacak tek şeyi yapıp, kale önünde, boş ağlar yerine topu dağlara vurdu! 1-0 kazanmak Beşiktaş'ın çaresizliği...

Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in son birkaç maçtır kendi takımını tribünden izleyememesi, ama F.Bahçe'ye Avrupa Ligi'ndeki Steaua maçında Bükreş'te destek vermesi çok centilmence yaklaşımken; yılbaşındaki başkanlık seçimine de aynı zamanda ışık tutuyor.

EVİNDE ÜVEY EVLAT
Trabzonspor'un zor rakibi Kayserispor'u hem de kendi taraftarı önünde, yani Hüseyin Avni Aker Stadı'nda 2-1 yenebilmesi garip bir mucize gibi! Takımlar için sahalarında oynadıkları maçlar avantajdır, bu Kuzeyliler adına böyle değil. Bordo-Mavililer kendi evlerinde, üvey evlat gibi... Hugo Broos, beklenenin aksine Carlos Alanzinho'yu 11'den kesti. Ben forma giymesini umarken, 18'de yoktu. Aralarında bilmediğimiz sorun var belli ki...

Broos'un 28. dakika içinde iki oyuncu birden değiştirmesi, kurduğu 11'in yanlışlığını fark edip geri adım atmasıyla alakalı... Aslında sezon başından beri, bazı tercihleri o kadar galiz hata ki, çok puanlar böyle yitti. Neyse ki, bu kez hatasını fark etti ve 0-1'den maçı aldı.

Stoper Rigobert Song'un bu takım için vazgeçilmez olması gerektiğini Broos, geç fark etti. Kayserispor karşılaşmasında kalitesini de ispatladı. Ama yine de müdafaa hattında sorunlar hissedildi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kategori: KALE ARKASI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

  • Selamlık
  • Bendeniz
  • Tavan Arası

Münderecat

  • Kewell formalari da yikasin!
  • Liverpool batarken...
  • Enke neredesin?
  • First Dog!
  • Mancini ateşe atladi
  • Başliksiz, şimdilik...
  • İşte Çeyrek Finalistler...
  • Adalet '2-3' dedi!
  • Maskeli Balo
  • Demokratik Saltanat!

    Linklerim

  • La Gazzetta dello Sport
  • Corriere dello Sport
  • L'Equipe
  • France Football
  • Globo Esporte
  • Guardian Football
  • Marca
  • As
  • El Mundo Deportivo
  • Sport
  • Four Four Two

Kategorilerim

    • KALE ARKASI
    • EU
    • MİZAH
    • RESİMLER
    • TENİS
    • GÜNCEL
    • PANORAMA
    • TRANSFER
    • OLİMPİYAT
    • ALMANAK

CANLI SKORLAR

Arkadaşlarim

  • ihlas SON DAKIKA
  • dobradobra SPOR
  • Haber Alanı

Bağlantilarim

  • RSS
GOOGLE

Kapi Görevlisi

Offshore Worker Accident
İçimde kanlı bir ihtilal kopacak, dudakların bir akşamüstü dudaklarıma değince...
1907 Gençlik
Blogcu ile yapıldı
vhpsztn'06